Ana Sayfa / Ana Sayfa / Kronik Baş Ağrısı ve Tedavisi

Kronik Baş Ağrısı ve Tedavisi

Çeşitli nedenleri olan baş ağrıları bir ağrı kesici ile durduruluyor ancak bazı ağrılar çok önemli hastalıkların belirtisi olabiliyor. Hayatınızı zindana çeviren kronik baş ağrılarının sebeplerini ve tedavi yollarını öğrenin.

Neler baş ağrısına yol açar?

İnsanların günlük yaşamında, baş ağrılarının tüm ağrılar içinde çok özel bir yeri vardır. Bazen yorgun ve gergin bir günün ardından gelen, bazen kötü bir haber veya uykusuz bir gecenin hediyesi olan baş ağrıları, insanın bütün gününü cehenneme çevirebiliyor.

Temel olarak tüm baş ağrılarını 2 grupta toplamak mümkündür.

1. Başka bir hastalığa bağlı olmayan baş ağrıları:

Hastalığın kendisi baş ağrısıdır (migren, gerilim tipi baş ağrısı, küme baş ağrıları).

2. Başka bir nedene bağlı olarak görülen baş ağrıları:

Darbeler, beyinde kan akımı bozukluğu, beyin tümörü, beyin kanaması, sinüzit gibi kulak-burun-boğaz hastalıkları, görme kusurları. Bazı yiyecek ve içecekler, bazen de ilaçlar baş ağrısına yol açabilirler. Bunlar; alkol, kafein, nikotin, hazır gıdalarda koruyucu olarak kullanılan nitratlar, bazı tatlandırıcılar, tansiyon düşürücü ilaçlardır.

Uluslararası Baş Ağrıları Derneği, 165 farklı tipte baş ağrısı tanımlamıştır. Bu ağrıların 100′den fazlası ikinci grup baş ağrılarına girer, ancak tüm baş ağrısı hastalarının yüzde 90′ı ilk grup sayılan 3 baş ağrısı tipinin birinden yakınmaktadır.

Baş ağrısı son derece yaygın görülen bir hastalıktır. Her yaş ve cinsten insanı etkileyebilir. Hastalar ya ilk baş ağrısı ile hekime koşarlar ya da baş ağrılarını ilaçlarla geçirerek yıllarca hekime gitmeden ağrı ile yaşarlar.

Doktora ne zaman başvurmalı?

Baş ağrılarının yüzde 10′dan az bir kısmında altta yatan ciddi bir tıbbi durum olmasına rağmen, aşağıdaki durumlarda bir doktora görünmek gerekir.

– Haftada 2 veya daha sık baş ağrısı varsa,

– Baş ağrılarını geçirmek için yüksek dozda ağrı kesici kullanılıyorsa,

– Baş ağrısına ek olarak ense sertliği ve/veya ateş varsa,

– Baş ağrısıyla birlikte sersemlik, bilinç bulanıklığı oluyorsa,

– Baş ağrısı, bir baş yaralanmasıyla başlayıp, devam ediyorsa,

– Baş ağrısı egzersiz, öksürük, öne eğilme veya cinsel aktivite ile artıyorsa,- Kötüye gidiyor ve geçmiyorsa,

– Baş ağrısının karakteri değiştiyse,

– Baş ağrısına inatçı ve şiddetli kusma eşlik ediyorsa,

– Şimdiye kadarki “ilk ve / veya en kötü” baş ağrısı geçiriliyorsa,

– Baş ağrısı 50 yaşından sonra başladıysa.

Tetkik gerektiren baş ağrısı

Baş ağrılarında yardımcı incelemelere çok fazla başvurulmaz. Baş ağrısının tanısı esas olarak öykü ile konulur. Detaylı bir öykü alındıktan sonra, hastanın nörolojik muayenesi yapılır. Burada hastanın konuşması, muhakemesi, bilinç durumu, denesi, kas gücü, duyu fonksiyonları gibi özellikler değerlendirilir.

Eğer hastanın öyküsü ya da nöroloik muayenesi, ikincil baş ağrısını (sekonder baş ağrıları; altta yatan başka bir hastalığın semptomu olarak ortaya çıkan baş ağrıları) düşündürüyorsa, o zaman yardımcı incelemelere başvurulur. Baş ağrılarında birincil-ikincil ayrımı yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.

Hiç baş ağrısı yaşamamış bir kişide akut bir baş ağrısı gelişmesi, belli bir süredir var olan baş ağrısı şiddetinin giderek artış göstermesi, eşlik eden başka semptomların olması (çift görme, bulantı – kusma, denge kaybı, kaslarda güçsüzlük, bilinç değişikliği gibi) durumunda, ikincil baş ağrısı akla gelmeli ve buna yönelik tetkikler yapılmalıdır.

Tetkik yapılmadan ilaç alınabilir mi?

Birincil baş ağrılarının tanısı sadece iyi bir öykü ile konulabilir. Muayene ikincil baş ağrısının ekarte edilmesine yönelik olduğundan, ağrı kesici alınabilir.

Özellikle Aspirin, birincil baş ağrısı sınıfına giren migren ve gerilim tipi baş ağrılarında etkili bir ağrı kesicidir. Ancak, diğer ağrı kesiciler gibi mide-bağırsak sistemi üzerinde yan etkileri görülebilir. Ağrı oluşmasından sorumlu olan prostaglandinlerin aynı zamanda midede koruyucu etkileri vardır.

Aspirin en eski ve tüm dünyada en çok kullanılan en ekonomik ağrı kesici olma özelliğini taşıyor. Sağlık örgütleri ve uzmanlar, kalp-damar hastalığı olan ya da risk faktörü olan kişilerin her gün bir Aspirin almasını önermektedir.

Aspirin, özellikle pıhtılaşma sistemi üzerindeki olumlu etkileri ile kalp-damar hastalıklarına bağlı gelişebilecek komplikasyonları önlüyor. Bu amaçla, uzun süreli kullanımlar için bağırsakta çözülen Aspirin geliştirilmiştir.

   

(Visited 325 time, 1 visit today)

Bir makale daha?

İdrar Kaçırma Nedenleri ve Tedavisi

İdrar kaçırma sorununun pek çok sebebi olabilir ancak tedavisi de vardır. Her ne kadar sık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.